Ben de çok(aşırı) hassasım! :)

hsp

Kendimizle olan en büyük problemlerimizden biri kendimizi yeterince sevmiyor oluşumuz. Çağımızın gerek güzellik dayatmaları gerek başarı dayatmalarıyla birlikte olduğumuz halimizden bir türlü memnun olamıyoruz. Çünkü hep daha fazlası var; daha güzel olabilirim, daha başarılı, daha popüler olabilirim. İlkokul arkadaşım şöyle üst düzey yönetici olmuş ben hala sıradan bir memurum.. Bilmem kimin kızı Oxford’u bitirmiş ben hala sıradan bir okulda sürünüyorum…Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Maalesef bu konuda çevreden çok fazla dayatma geliyor. Özellikle sosyal medya ile eskiden etrafımızdaki 5-10 kişinin hayatından haberdarken şimdi ortalama bir kullanıcı 300 kişinin hayatını takip ediyor.

Peki kendini sevmek nedir? Bahsettiğim tabi ki kendini herkesten üstün görüp etrafındakileri umursamamak gibi narsistik bir durum değil. Daha çok kendini tanıma ve kabullenmeyle gelen bir durum…Mükemmel olamayacağımızı kabul etmek ama elimizde var olanla “En iyi ne yapabilirim?” i sorgulamak..

Kendimden bir örnek vermek istiyorum..Yüksek sese mazur kalmak beni çok bunaltıyor; televizyondaki vurdulu kırdılı veya problemlerin hiç bitmediği iç sıkıcı dizilere katlanamıyorum.  Ya da yanımdaki kişi stres içindeyse dışa vurmadığı halde bunu enerjisel olarak hissedip huzursuz oluyorum. Kendimi bildim bileli de “Sen de çok(aşırı) hassassın.” lafını oldukça çok işittim. Herkesin aynı kalıplar içinde olması gerektiğine bizi inandıran eğitim sistemimiz ve çevrem sayesinde problemin bende olduğuna da çocukluk yaşlarımda karar verdim. Yıllar önce bu durumu değiştirmek için çabaladım; değiştiremeyince daha da çok kendime küstüm ve kendimi değersiz hissetim “Düşünce alanı terapisi” ile tanıştığım güne kadar. Niye herkes diğer türlüyken ben böyleyim diye.

Şimdi okudukça görüyorum ki bu konuda pek çok kitabı olan psikolog Elaine Aron’un araştırmasına göre bu kişilik özelliği her 5 kişinin 1 inde var.* Bu bir sendrom ya da düzeltilmesi gereken özellik değil hatta Norveç’te bununla ilgili bir birlik** kurulmuş özellikle çok hassas olarak nitelendirdiğimiz “high sensitive” çocukların gelişiminde anne babaları bilgilendirmek için çok faydalı bir platform oluşturmuşlar. Böylelikle bu çocuklar kendilerini oldukları gibi kabul edebilmeyi ve bu sahip oldukları özelliği ne şekilde faydalı olarak kullanabileceklerini çok daha erken yaşta öğrenebilecekler. Ne kadar güzel!

Damla Eren

*kaynak: http://hsperson.com/books/the-highly-sensitive-person/

** https://www.hsperson.no/

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s