Tam da annem gibiyim…

 

Aşağıdaki yazı savaş travmasıyla ilgili. Her zaman söylediğim gibi taşıdığımız duygusal yüklerin illa ki büyük olarak nitelendirdiğimiz (savaş, doğal afet vs) travmalardan kaynaklanması gerekmiyor. Önemsiz olarak değerlendirdiğimiz olaylar bile üzerimizde büyük yükler yaratmış olabilir. Bu yükleri temizlemek sizin elinizde. Kendiniz için temizlemeye niyetiniz yoksa çocuklarınız için temizleyin. Çünkü aşağıda da gördüğünüz gibi bu yükler öyle ya da böyle nesillerden nesillere geçebiliyor.

Ve yine her zaman söylediğim gibi.. İyi bir ebeveyn olmak istiyorsak işe önce kendimizi iyileştirmekle başlamalıyız.


 

Tam da annem gibiyim: Ebeveynlerimizin davranışlarını ve trajedilerini nasıl miras ediniyoruz?

Bazen tam da geçmişi bırakmak üzereyken geçmişi yeni bir şekilde görmeye başlarsınız. My-Linh Le Avrupay’a uçmak üzereyken annesini düşündü. 30 yaşında, annesinin Vietnamdan kaçmak üzere tekneye bindiği yaşla aynı yaşta.

Yemek ve su yoktu, insanlar her tarafta ölüyordu. Le henüz doğmamıştı. Annesi boşanmıştı ve 2 küçük çocuğu vardı. Fakat sadece 1 tanesi onunla birlikte tekneye bindi.

Büyük olan bağırıyor ve tekmeliyordu tekneyle kaçarken bu riskli bir durumdu. Annesi büyük kızını bırakmak zorunda kalmıştı.

Bunun gibi hikayeler aile için tabuydu ve konuşulmazdı, Le nin çocukluğunda hikayeler birer birer silinmeye başlamıştı. Le fazla bir şey hatırlamıyor. Ebeveynleri hakkında hatırladığı tek şey ise onların ne kadar sinirli olduğu.

Le 6 yaşındaydı, 1. sınıfa gidiyordu ve sırt çantasını evde unutmuştu. “Eve gittiğimde annem bunu fark etti ve aklını kaybetti” diyor Le. “Evdeki plastik masayı tekmeledi. Masa oda boyunca uçtu ve hızlı bir şekilde duvara çarptı. Korktum.”

“ Bazen konunun ne olduğunu bile bilmiyordum”

Her gün korku içindeydi. Uykuya dalması saatler alıyordu.

“Ertesi gün ne gibi hatalar yapabilirim kaygısı beni bütün gece uykusuz bırakabiliyordu. Sanırım hata yapmakla ilgili kaygılarımın başlangıç noktası burası”

Çocuk olarak, ailesinin diğer Vietnamlı aileler gibi olduğunu düşünüyordu. Herkesin ailesinin çocuklarının okul konusunda ve sırt çantasını hatırlama konusunda ciddi olmalarını istediğini düşündü.

Psikiatrist Dr Clayton Chau “ İnanç kültürün bir parçasıdır. Fakat travmanın etkisiyle tepkilerimiz şekillenir.” diyor. “Travmasız ebeveynler çocuğu oturtup “Ne oldu? Senin sırt çantanı yanına aldığından ve yanına almanın önemini anladığından nasıl emin olabiliriz?” diye sorarken travmatize olmuş ebeveyn kontrolsüzce hemen patlayacaktır.”

Chau bunu savaş esnasında büyük kayıpları olan pek çok Vietnamlı ailede gördüğünü söylüyor. Eğer ebeveynler travmalarını çözümlemezse, çocukları bunu miras edinebilirler. Bu kısmen genetik- travma genleri değiştirebilir, ki bunlar bir sonraki nesillere de geçebilir. Kısmen ise davranışsal, genellikle bilinç dışı.

“ Böyle bir çevrede büyüyen çocuklar pek çok kaygı geliştiriyorlar ve kendilerine fazlasıyla güvensiz oluyorlar” diyor Chau. “Çünkü sizi sevmesi gereken ebeveynleriniz bu şekilde davranırsa, yabancılar hakkında nasıl bir öngörünüz olabilir?”

Bu fenomen intergenerational transfer of trauma (jenerasyonlar arası travma transferi) olarak adlandırılıyor ve ilk defa 1960larda nazi soykırımından kurtulanların çocuklarında tanımlandı. O zamandan beri Kamboçya ve Vietnamlı mültecilerin çocuklarını da içermek üzere pek çok grupla özdeşleşti.

“Lisedeyken ailem eczacı olacağima karar verdi. Bu konuda bana hiç bir söz hakkı verilmedi” diyor Lee.

Le büyüdükçe, ailesi daha kontrolcü oldu. Çok fazla şey kaybettikleri için onun güvenliği konusunda takıntılı oldular. Telefon konuşmalarını dinlediklerini hiç bir yere yürümesine izin vermediklerini söylüyor Le. Otobüse binmeyi hiç öğrenemedi çünkü ailesi onu okula bırakması için şoför tutma konusunda ısrar etti.

“Arkadaşlarım ve arkadaşlarımın aileleri bile benim için üzülmeye başladı. Bazen benim için aileme yalan söylediler, böylece sinemaya gidebildim ya da bir şeyler yapabildim”

Le kendi öfkesini ve hayal kırıklığını bastırmakta gerçekten çok başarılıydı. Fakat şimdi, yetişkin olarak, bu aile alışkanlığını kendisinde de fark etmeye başladı. Geçenlerde erkek arkadaşı ile telefonda konuşuyordu.

“Belirli bir zamana kadar yapması gerektiğini düşündüğüm bir şeyi yapmamıştı” diyor Le. “Ve hiç ortada yokken öfke bir anda geliverdi, içimde kaynamış gibi.”

Telefonu fırlatmak istedi.

“Annem gibi olduğumu fark ettiğim an gerçekten depresif bir andı.”

Le yakın zamanda ebeveynlerine bu konu hakkında konuşmak istediğini, şimdiye kadar konuşmaması konusunda tembihlenmesinin nedenleri hakkında konuşmak istediğini söyledi. Kabul ettiklerinde şaşırdı.

“Bu kimseyi affetmek amacıyla değildi. Kendi duygularım üzerinde çalışan benimle ilgili de değildi”

Onun kim olduğunu anlamak ve bu farklı taraflarının nereden geldiğini anlamanın bir yoluydu.

Le’nin babası ilk eşini ve 2 oğlunu anlattı. Güney Vietnam hava kuvvetlerinde helikopter pilotuydu. Savaştan sonra toplama kampında 3 yıl geçirdi. Daha sonra  Amerika’ya gitti, ailesi sonradan yanına gelirken gemileri battı ve karısı ve büyük oğlu boğuldu.

Le babasını daha önce hiç böyle görmemişti. Ailesinin taşımak zorunda kaldığı acının bu kadar açık bir resmini görmemişti. Benzer şekilde, annesinden direk olarak kızını Vietnam’da bırakmak zorunda kalmanın nasıl hissettirdiğini duymamıştı.Bu konu hakkında onlarla bir yetişkin olarak konuşmak, taşıdığı yükleri kavramasını sağladı.

“Hayatının bu yönü hangi karma ile yönetiliyorsa, onun tarafından onun hayatıyla çözümlenemedi” diyor Le. “Bu nedenle bana geçti ve ben de bütün bunlar üzerinde çalışmak zorunda kaldım. İkimiz için.”

 

Kaynak :https://ww2.kqed.org/news/2017/09/13/just-like-my-mother-how-we-inherit-our-parents-traits-and-tragedies/

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s