Blog

travmalar

318826_10151003989649021_1968948270_n

4 yaşında annesini kaybetmiş ve çocukluğu boyunca oradan oraya savrulmuş biri olarak hayat boyu mağdur rolünü oynamak için yeterince nesnel bir nedenim olduğuna inandım uzunca bir süre. Ama yine de küçük yaşta teyze ve anneanne açısından ne kadar şanslı olduğumu fark etmiştim. Daha çok ona odaklanmayı seçtim. Geleceğe odaklanmayı seçtim (ki şu an bunun da yanlış olduğunu biliyorum ama o zaman için geçici ve iyi bir çözümdü.) O zamanki koşullarımı değiştirme şansım yoktu ama büyüyüp kendi ayaklarım üzerinde durup kendi koşullarımı kendim yaratabilirdim.. O nedenle kaybedecek hiç zamanım yoktu..

Bilinçli olarak bu tercihi yapmıştım ama o kadar küçük yaşta o kadar çok travmayla karşılaşmıştım ki bilinçaltım farklı bir yönde işliyordu(muş). Sonunda bir şekilde bütün korkular, endişeler patlak verdi.. İşte o sırada, “an” da acı çekerken aslında geçmişin ve geleceğin hiç bir önemi olmadığını fark ettim. O “an” dan başka hiç bir şey yoktu.. ve aslında tüm o trajedi gibi gözüken şeylerin hepsi benim şu anda hayatımda hiç olmadığım kadar yere sağlam basmamı ve “an”ın değerini anlamamı sağlayan ağların örülüşüydü..

Peki travma nedir? Travma deyince daha çok büyük olaylar aklımıza geliyor. Mesela doğal afetler, savaş, ağır hastalıklar, aniden sevdiğin birini kaybetme vs.. Oysaki aslında çok küçük/önemsiz gözüken olaylar da bir çocuk için travma olabiliyor. Örneğin çocuk okulda yüksek sesle okurken hata yaptığı için arkadaşlarının ona gülmesi. Kendine güvensizlik duygusu için en sıradan nedenlerden biri.. Ya da anne babanın çocuğun önünde kavga etmesi. Çocuk kavganın kendi yüzünden olduğunu sanıp değersizlik duygusu geliştirebiliyor.

Bu ve bunun gibi travmalar pek çoğumuzun hayatında var. Peki hiç düşündünüz mü, şu anda olabileceğinizin en iyisi olamamanızın nedeni bu küçük gibi gözüken ama çoğu zaman hayat boyu etkili olabilen travmalar olabilir mi?

 

Iyi kurdu beslemek

fox

Yaşlı bir kızılderili torunuyla hayat hakkında sohbet etmektedir. “İçimde bir savaş var” der. “İki kurt arasında çok kötü bir savaş. Kurtlardan biri çok kötü; kızgın, kıskanç, üzgün, pişman, aç gözlü, kibirli, kendine acıyan, suçlu, kinci, yalancı, kendini beğenmiş.” Sonra devam eder, “Diğeri ise iyi bir kurt; neşeli, huzurlu, sevgi dolu, barışçıl, alçak gönüllü, nazik, yardımsever, empati yapan, cömert, dürüst, merhametli. Bu savaşın aynısı senin içinde de var. Diğer insanlarda da var.”

Kızılderilinin torunu bir süre düşündükten sonra sorar: “Peki, hangi kurt kazanacak?”

Yaşlı kızılderili kısa ve net olarak açıklar: “Hangisini beslersen o kazanacak.”

Bardağı dolu görmek mümkün mü?

bardak

Bardağın dolu tarafını görenlerden misin boş tarafını görenlerden mi?

Dolu tarafı görüp, mutluluk duyup boş tarafı da nasıl doldururum diye düşünüyorsan ne ala. Ama benim yıllarca yapmış olduğum  gibi biraz da gerçekçilik tarafın ağır basıp dolu görsem neye yarar neticede yarısı boş, bu bir gerçek diye düşünüyorsan lafım sana..

Olaylara karşı tutumumuzdan bahsetmek istiyorum. Depresyon dönemimde aylarca hayatın hiç bir anlamının/amacının kalmadığını, benim hiç bir şeyle baş edecek gücüm kalmadığını söyleyerek acı içinde kıvranırken 3 saatlik terapiden sonra ne değişti de yaşam sevincim, yapmak istediklerime dair heyecanım, sahip olduklarıma dair müteşekkirliğim geri geldi? Aynı hayat, aynı koşullar, aynı ben.. Değişen; beni olumlu şeyler düşünmekten alıkoyan duygularım ve dolayısıyla değişen tutumumdu. Başka bir deyişle bakış açımdı.

İşte bu noktada devreye giriyor bardağın dolu tarafını mı boş tarafını mı gördüğümüz. 2 seçenek var. Birincisi boş tarafı görüp bunun üzerine da başka düşünceler, inançlar yaratıp bir çıkmazın içine girip sürekli şikayet etmek. Örneğin, benim bardağım zaten hiç dolu olmadı ki, ne yapsam da o bardağı dolduramam, başkaları benden çok daha üstün/akıllı vs. olduğu için doldurabiliyor, bu özelliklerin hiç biri bende yok, ben zaten dolu bardağı hak etmiyorum, ben ne yapsam da olmayacak vs..  Bu ve bunun gibi pek çok düşünce kalıbı üretmek mümkün. Diğer taraftan 2. seçenek dolu tarafı görmek. Dolu olmasının huzuru ve güveni içinde olup bunu nasıl daha fazlalaştırırım da olmayanlarla paylaşırım diye düşünebilmek..

Özellikle günümüzde her gün haberlerde birbirinden kötü haberlerle karşılaşıyoruz. Kendimizi olumsuz düşünce döngüsüne sokmamak için daha doğrusu akıl sağlığımızı koruyabilmemiz için neler düşündüğümüz üzerinde farkındalığımızın olması çok önemli. Ancak bu şekilde sürekli endişe ve korku duymaktan kurtulabiliriz. Böylece daha yaratıcı ve çözüm üretici olabiliriz.

Biliyorum, boş tarafa odaklanmışken ve o şekilde yaşamayı bir alışkanlık haline getirmişken hiç kolay değil dolu tarafı görebilmek. Hatta eminim ki pek çok kişi ne bardağı kardeşim benim bardak düşünecek halim mi var bu kadar sorunun arasında diyerek yaklaşacak.. Ama söylemek istediğim şu ki bu tutumu değiştirmek mümkün! Yapmanız gereken sadece değişmeyi istemek. Sonrasında size yardımcı olabilecek pek çok yöntem var, onlardan birini seçmek..

Maya Angelou’nun dediği gibi: Bir şeyi beğenmiyorsan, DEĞİŞTİR. Eğer değiştiremiyorsan ona karşı tutumunu DEĞİŞTİR.

TFT’ nin etkisi kanıtlandı!

TFT, The National Registry of Evidence-Based Programs and Practices’ de (Ulusal kanıta dayalı programlar ve uygulamalar  kaydı) listelendi.

5 Şubat  2016, ACEP (Robert Schwarz, PsyD, DCEP)

Super Bowl bir kaç gün içinde başlayacakken bizim takımımız için başka bir golden bahsetmek uygun olur. Bu sefer derine indik ve başka bir önemli aşama kaydettik. Düşünce alanı terapisi, enerji psikolojisinin büyük babası, SAMHSA  kaydında (NREPP)  kanıta dayalı uygulama olarak listelendi.TFT 6 farklı alanda etkili veya umut vaadeder bulundu. Bu büyük bir anlaşma.

SAMSHA madde bağımlılığı ve akıl sağlığı hizmetleri idaresi anlamına gelir. Milletin sağlığını geliştirmek için kamu sağlığı çalışmalarını yöneten ABD sağlık ve insan hizmetleri bünyesinde bir bölümdür.

The National Registry of Evidence-Based Programs and Practices (NREPP) ruh sağlığı ve madde bağımlılığı müdahaleleri hakkında topluma güvenilir bilgiyi sağlamak için oluşturulmuş  kanıta dayalı bir bilgi havuzu ve inceleme sistemi. Kayitlardaki her bir veri NREPP nin değerlendime için gerek duyduğu minimum özellikleri taşımaktadır. 3 farklı sonuç değerlendirmesi vardır 1)Etkili 2)Umut verici ve 3)Etkisiz

Düşünce Alanı Terapisi aşağıdakiler için etkili bulunmuştur:

*Travma ve stresle alakalı rahatsızlıklar ve semptomlar

*Öz düzenleme

*Kişisel esneklik /benlik kavramı

Düşünce Alanı Terapisi aşağıdakiler için umut verici bulunmuştur:

*Fobi, Panik, Yaygın anksiyete bozuklukları ve semptomları

*Depresyon & Depresif semptomlar

*Genel işleyiş & iyilik (well-being)

İlk defa enerji psikolojisi NREPP tarafından oylandı ve bunlar iyi dereceler. Sonuncu da olmayacak. Duygusal özgürleşme tekniği (EFT) de sunuldu ve sonuçlar yakında gelecek. Sonuçların benzer olacağı oldukça kesin.

Bu yaklaşımların uygulamacıları olarak hepimiz bunların işe yaradığını biliyoruz. Fakat dünyanın kalanının bunu bilmediğini aklımızda bulundurmamız gerekiyor. Doğrusu dünyada olgularla kanıtlanmamış iddialarda bulunan pek çok şey var. 2012 de Amerikan Psikoloji Derneği sonunda enerji psikolojisi için CE yasağını kaldırdı. O zamandan beri çok fazla şey oldu. Şimdi TFT bir devlet kurumu tarafından PTSD, öz düzenleme ve kişisel esneklik için etkili bir tedavi olarak kaydedildi ve EFT de büyük ihtimalle 2016 da kaydedilecek.

Bu aşamaları geçmek ana akımın gözünde enerji psikolojisinin meşrulaşma sürecini devam ettiriyor. İnsanlar için bunun doğru olduğunu Kabul etmek kolaylaşıyor. Yakınlarda biri bana enerji psikolojisinin kanıta dayalı olduğunu söyleyip söyleyemeyeceğini sordu. İşte burada enerji psikolojisinin kanıta dayalı olduğunu söylememizi sağlayan bir başka veri- en azından travma, stres, öz düzenleme, ve duygusal düzenleme için.

O zaman Süper Terapi Bowl için skor:

Enerji Psikolojisi-7  Şüpheci muhalifler: 0

Robert Schwarz, PsyD, DCEP

Kapsamlı Enerji Psikolojisi Derneği genel müdürü

Kaynak: https://acepblog.org/2016/02/05/touchdown-energy-psychology-tft-now-listed-in-national-registry-of-evidence-based-programs-practices/

Seçim senin!

hope

Bir mucize olsun her şey yoluna girsin diye bekliyorsan bir iyi bir kötü haberim var. Kötü haber; sürekli her şeyden şikayet edip memnuniyetsizlik içinde yaşamaya devam edip öylece beklemeye devam ediyorsan o mucize asla gerçekleşmeyecek. İyi haberse; mucize aslında çok yakınınızda, hem de ona istediğiniz her saniye rahatlıkla ulaşabileceğiniz yakınlıkta…

Peki ama nasıl?

Öncelikle istemek gerek! Ama çok saçma kim istemez ki hayattaki problemlerinden sıkıntılarından kurtulmayı; herkes istiyor ama olmuyor diyebilirsin. Ama aslında bu pek de doğru değil. Eckhart Tolle nin Şimdi’nin Gücü uygulama kitabına bir göz atalım:

… “Bir başka deyişle siz bilinmeyene bir sıçrama yapıp, aşina olduğunuz mutsuz benliği yitirmeyi göze almaktansa, acı içinde olmayı -acı-bedeni olmayı tercih edebilirsiniz.

Kendi içinizdeki direnci gözlemleyin. Acınıza bağlılığınızı gözlemleyin. Çok uyanık olun. Mutsuz olmaktan aldığınız garip zevki gözlemleyin. Onun hakkında konuşma ya da onu düşünme dürtüsünü, içinizden gelen bu zorlayıcı hissi gözlemleyin. Eğer bu direnci bilinçli hale getirirseniz o ortadan kalkacaktır.”…

Öncelikle şunu kabul etmek gerekir. Dünyada başına kötü şeyler gelen ilk sen değilsin, tek de sen değilsin. Düşündüğün gibi en kötüsü de senin başına gelmedi. İş yerinde, okulda, sokakta yolda yürürken etrafına bak.. Ne kadar insan varsa o kadar sıkıntı var.. Biri kanserle savaşırken biri işsiz kalıp çocuklarının karnını nasıl doyuracağını düşünürken bir diğeri üniversite sınavını kazanamamanın mutsuzluğu içinde olabilir.. Küçük ya da büyük çok fark etmiyor. Belki bir kanser hastası üniversite sınavını kazanamayan gencin mutsuzluğunu küçümseyebilir ama aslında önemli olan problemin büyüklüğü değil, ona karşı olan tutumumuzdur.

O zaman yapmamız gereken günlük hayatın karmaşası içinde kendimizi kaptırıp savrularak tepkilerle yaşamak yerine farkındalık kazanarak olaylara farklı açılardan bakmak, sükunetle cevap verebilmek.

Mesela bu gece bir farklılık yapıp uyumadan önce yarın ya da 5 yıl sonra başına gelebilecek negatif senaryoları düşünmek ya da 15 sene önce başına gelen olayları düşünüp üzülüp sinirlenmek yerine şu ana odaklanıp ellerini kalbinin üzerinde kavuşturarak ne kadar şanslı olduğun için müteşekkir olabilirsin.

Her şey kapkaranlık mı gözüküyor? Hiç mi müteşekkir olunacak bir şey yok? O zaman şunlardan başlayabilirsin..

Açlık nedeniyle ölen milyonlarca insanlardan biri değilsin, yemek bulabiliyorsun..

Ya da milyonlarca evsizden biri değilsin..

İşin, ailen, çocuğun,arkadaşların, eğitimin, yeteneklerin, imkanların..

Sahip olduğun ne varsa hepsi müteşekkir olmak için bir neden; ve her zaman müteşekkir olunacak bir neden bulmak mümkün.

Değişmeye cesaretiniz var mı?

Değişiklik? Bazen heyecan verici gibi görünse de çoğu zaman çoğu insanı korkutmuştur.. Alışkın olduğumuz şey bize sıkıntı veriyor olsa da halimizden ne kadar memnun olmasak da değişiklik yine de korkutucu olabilir. Belki bahanelerin ardına sığınıp mağdur rolü yaşamak sorumluluğu üzerine alıp yola çıkmaktan daha kolay geliyordur..
Yeniden soruyorum. Değişmeye cesaretiniz var mı? Bugüne kadar yük olarak taşıdığınız olumsuz duygulardan, ağrılardan ve daha pek çok fiziksel ve psikolojik problemden kurtulmaya cesaret edebilir misiniz?
Cevabınız evetse, başarı oranı çok yüksek olan düşünce alanı terapisini denemenizi öneriyorum. Hem de memnuniyet garantisiyle!
15-31 Mart tarihleri arasında randevu almak için benimle bu adresten iletişime geçebilirsiniz: damlaguler@hotmail.com

Günlük hayatta TFT

Bana göre düşünce alanı terapisinin en güzel tarafı temel uygulamayı kolayca öğrenip günlük hayatta uygulayabilmek.

Mesela yakın  zaman önce bir arkadaşım gece uyurken başucunda asılı bulunan resim üstüne düşüyor, panikle yataktan kalkıyor. Neyse ki herhangi bir hasar yok ancak bu olayı takip eden günlerde her gece aynı saatte panikle uyanmaya başlıyor. Bununla birlikte geceleri eskiye göre çok daha huzursuz uyuduğunu fark ediyor. Bana bunu anlattığında olayın üzerinden 1 hafta geçmişti. TFT nin bu gibi konularda çok büyük etkisi olduğunu bildiğim için hemen denemeyi teklif ettim. Başlangıçta olayı düşündüğünde göğsünde hissettiği 10 üzerinden 8 şiddetindeki rahatsızlık yaklaşık 5 dakikalık uygulamayla 2 ye düştü. Terapinin ardından 4-5 gün sonra sorduğumda ise artık uyanmadığını ve huzurlu uyuduğunu öğrendim.

Günlük hayatımızda bu ve bunun gibi vücudumuzda kalıcı etki bırakan travmalarla/negatif duygularla zaman zaman karşılaşıyoruz. İşte bu gibi durumlar için TFT nin en temel uygulaması kısa sürede etkili bir çözüm sağlayabilmekte. 5 saatlik terapilerimiz sırasında danışanlarımıza bu uygulamayı öğretiyoruz ve böylece danışan hayatı boyunca kendine ve çevresindekilere yardımcı olabiliyor.

TFT uygulamasaydık arkadaşımın geceleri uyanma durumu belki bir süre sonra geçecekti, belki de ömür boyu devam edecekti. Bilemeyiz. Ama bu kadar küçük gibi gözüken bir olay da bile duyguların etkisi bu kadar güçlüyse aklıma 1997 depremi geliyor. Acaba onlar ne kadar atlatabildiler ya da atlatabildiler mi…

Negatif duyguların

Negatif duygularımızın vücudumuz üzerindeki etkilerini anlamak için küçük bir test
  1. Geçmişte olan ve düşündüğünüzde hala size sıkıntı ya da üzüntü veren herhangi bir şeyi düşünün. (Eğer böyle bir şey aklınıza gelmezse, genel olarak korktuğunuz herhangi bir şeyi (mesala topluluk önünde konuşma, kapalı alanda bulunma, yükseklik vs) ya da güncel herhangi bir probleminizi düşünebilirsiniz.)

2. Mümkün olduğunca konuya odaklanın. Olan olay nerede oldu, ne yapıyordunuz, kimler vardı..Olayın en kötü tarafı neydi.. Teker teker hepsini düşünün.. Şu an nasıl hissediyorsunuz?

3. Tüm bunları düşünürken negatif duyguyu vücudunuzun neresinde bir rahatsızlık olarak hissediyorsunuz? Nefesinizde daralma ya da vücudunuzun herhangi bir yerinde gerginlik/ağrı hissediyor musunuz?

jackcanfield

Ünlü “Tavuk Suyuna Çorba” (Chicken soup for the soul) kitaplarının yazarı Jack Canfield’in TFT’ yi bir mucize olarak değerlendirdiği yorumu:

“I have seen miracles using Dr. Callahan’s techniques. Isn’t it time we stopped settling for anything less than miracles?”

– Jack Canfield, Editor, NY Times Best Selling Author,
Chicken Soup for the Soul series

(kaynak: rogercallahan.com)

Not: Dr Callahan 1980 yılında TFT’ yi bulan psikologdur. Daha fazla bilgi için tıklayınız.